ÖYKÜM

Yegâne Şifâ Veren, Yegâne Merhamet sahibi ve  tüm mahlukatın Rabbi olan Allah’ın Adıyla !

Tedavisi bulunmamış hastalıkların çaresini keşfetmek çocukluk hedeflerimdendi. O günler tek bildiğim tıp bugün kendini modern ve çağdaşmış gibi lanse eden konvansiyonel batı tıbbı idi. Ancak, konvansiyonel batı tıbbının – bazı akut vakalar dışındaki – çaresizliğini de, Yüce Rabbime şükür, çok geç olmadan genç yaşlarımda keşfetmeye muvaffak oldum. Şiddetli geçirdiğim ve beni yatalak eden bir gribal enfeksiyon için aldığım ve git gide dozu artan ve çeşidi değişen antibiyotikler kâr etmiyordu. Yüce Rabbime şükürler olsun çözümü sonunda hasbelkader doğal bir tedavi ile (taze zencefil-bal-limon karışımında) yakaladım. Böylece rotam çok geç olmadan konvansiyonel batı tıbbı medresesinden farklı yörüngelere değişmişti.

Konvansiyonel batı tıbbının standart eğitimi ve bu yola giren öğrencilerin takip ettiği çizilmiş standart bir rotası vardır. Ancak yörüngem değişince kendimi binbir yola ayrılan bir orman içinde bulmuştum. Hangi yoldan gitmeli ve bu yollar beni nereye ulaştırır kestirmek çok kolay değildi.

Tek bir yolda sabit kalmak yerine tüm yolları keşfetme yolculuğuna koyulmaya karar verdim. Arapça, Türkçe, İngilizce ve Osmanlıca dillerini, yolun başında Rabbimin bana lütfetmesi, yolculuğumda bana inanılmaz bir güç vermişti. Böylece hem kadim tıp medresesinin ve hem de modern bilimin kapıları kolayca açılabilir hale gelmişti.

Rabbimin doğru anlayış lütfetmesi herşeyden önemliydi. Yoksa becerileriniz ne kadar ileri düzeyde olsa da kısır kalır. Eski bir hekimin tıp sanatı ile ilgili dediği gibi “sanatımız uzun ve hayat ise kısadır”. O yüzden, eğer Allah’ın yardımı olmaz ise yine hayatınız faydasız ilimleri öğrenmekle geçer veya doğruyu bulsanız da anlayıp kavrayamazsınız.  Yani sonuç olarak yeni bir meyve veremezsiniz.

Bugün de çok iyi anlıyorum ki konvansiyonel batı tıbbı ile yol alsaydım kronik hastalıklarda herhangi bir yenilik veya bir keşif sözkonusu olması imkansızdı. Çünkü konvansiyonel batı tıbbı temelde insana birbirinden bağımsız robot parçaları gibi bakar ve kronik hastalıklarda gerçek bir çözüm sunmak yerine sentetik ilaçlar (toksik kimyasallar desek daha doğru kalır) ile hastalık belirtilerini pislikleri halının altına süpürme misali makyajlamaya çalışır veya  belirtileri geçici bir süreliğine susturarak çözüm sunduğunu sanar.

Zaten konvansiyonel batı tıbbı yolundan geçmiş özgür ve vicdanını kaybetmemiş doktorlar, gerçek çözümlere ulaşmak için yine yörüngelerini kadim tıp ekollerine ve farklı tedavi yöntemlerine çevirmişlerdir. Ancak, bunu yaptıklarında, şu sorun ile karşılaşmışlardır. Konvansiyonel batı tıbbı eski tıp ekollerine karşı kapalı olduğu gibi, eski tıp ekollerinin birçoğu da modern bilime karşı kapalıdır ve modern bilimin merceği altında anlaşılması zordur. Bu durum, kimilerini yolun başında ümitsizliğe sevketmişse de,  bendenizi ve az sayıda yenilikçi özgür hekimi, eski tıp ekollerini modern bilim ışığında çözüp anlamaya çalışmaya ve eski tıp ile yeni tıp ekollerini sentezleme çabasına itmiştir. Biz bu çalışmaya tıpta integrasyon diyoruz.

İntegratif Tıp ailesi geniş çaplı ve farklı çeşitleri kapsayan bir ailedir. İntegrasyon, farklı iki şeyi sentezlemek ve birleştirmektir. Nasıl arılar, topladıkları çiçek özlerinin çeşitliliğine göre farklı balları oluyorsa, hekimlerin topladıkları farklı tıp ilimlerinin sentezleri de farklıdır. Her hekimin sanatını icra edişi de farklıdır. Çünkü tıp bir bilim değil, doğru bilimsel temeller ışığında icra edilen bir sanattır.

Bu yolda en çok istifade ettiğim integratif ekollerden bazıları amerikan fonksiyonel tıbbı ve bioregülasyon tıbbıdır. Ancak bunların çözümlerinin bazen yavaş, bazen yetersiz ve bazen biyolojiye dost olmadığını farketmem bendenizi daha kapsamlı bir integrasyona yönlendirdi.

Rabbimin kesintisiz yardımı ve ilmin yollarını kolaylaştırması sonucu kronik hastalıkların tedavisi ile ilgili doğu ve batının farklı tıp uzmanlarından özel eğitimler alma imkanım oldu.  Bunlar ile yetinmeyip, farklı kadim tıp ekollerine yönelik 4 dilde yaptığım ciddi araştırmalarım oldu.

Yolculuğum boyunca, namını dünyaya salmış bazı tıp uzmanlarının ne kadar faydasız ve cahil olduklarını da görmem beni şaşırtırken, varlığından bile birçok kişinin haberdar olmadığı bazı hekimlerden de inciler toplayabilmem bana büyük dersler verdi. Bazen tek tük bilgi için çoğu zaman düşebilen eski yolcu uçaklarıyla himalaya dağlarına tibet uzmanlarının ayaklarına kadar gitmeye de gücenmedim. Zira gerçek ilim beşikten eşiğe uzanan zorlu bir yolculuktur.

Başlıca, antik yunan tıbbını, İslam tarihi boyunca farklı hekimlerin antik yunan tıbbını geliştirmesi ile meydana gelen farklı tıp ekollerini (İbni sînâ, Er-Râzi, İbnü’l Baytâr, İbnü’n Nefîs vb. ekolleri), geleneksel çin tıbbını, tibet tıbbını, ayurvedayı, farklı hekimlerin geliştirdiği farklı integratif, bütüncül ve fonksiyonel tıp ekollerini ve farklı doğal tedavi yöntemlerini çalıştım ve halen çalışmaktayım, zira ilim beşikten eşiğe kadardır.

Tüm bu birbirinden farklı tıp ekollerini en güncel modern bilim ışığında doğru bir şekilde anlamak ve uygun bir şekilde birbirleri ile sentezlemeyi bana kolaylaştıran sır ise, Yüce Rabbimin kesintisiz yardımı ve O’nun lütfu ile Nebevî Tıbbın saklı incilerini anlayıp kavramaya muvaffak olmaktı.

Dünyanın üç bucağında 9 ülkede tedavileri – ALLAH’A sonsuz şükürler olsun – başarılı bir şekilde icra etmem sonucu oluşan klinik tecrübeleri de buna katarak, Yüce ALLAH’IN yardımı sonucu Bio-Dostu İntegratif Tıp ekolü doğdu.

Bu doğuş ile, Bio-Dostu İntegratif Tıp ekolü yeşermeye ve meyve vermeye başladı. İlk önce ALLAH’IN yardımı ve sonrasında uzun yılların zengin klinik tecrübesi ve geniş bilimsel araştırmalarına dayanan, yeni bir tedavi protokolü olan, USR Metodu, yani Ultra Sistemik Regülasyon Metodu ve yenilikçi bir tedavi yöntemi olan ESR Terapisi, yani Esansiyel Sistemik Regülasyon Terapisi ortaya çıktı.

Yıllar boyunca, vardığım sonuç odur ki; kronik hastalıklar genelde multi faktöryel etyopatogenezli bir konsepttir. Yani, birden fazla ve birbiriyle çok karmaşık bir şekilde içiçe bağlantılı kök nedenlerden meydana gelen komplike bir tablodur. Dolayısıyla köklü hayat tarzı değişiklikleri, kapsamlı teşhis ve nedensel tedavileri içeren bütüncül bir tedavi konsepti gerektirir. İşte bu yüzden, ister sentetik olsun ister doğal olsun, belirtisel, yüzeyel, tekil ve indirgemeli yaklaşımlar çoğu kez başarısız sonuçlar doğurur.

Temel hayat tarzı değişiklikleri, kişiye özel beslenme ve kişiye özel perhiz tek başlarına yeterli olmamakla birlikte tedavinin olmazsa olmaz çok önemli temellerindendir ve hastanın tedavi yolunda atması gereken ilk temel adımlardandır.

Bloğumu, birçok kronik hastalığın tedavisine ışık tutabilecek bütüncül tıp ekollerinin doğru temellerini, hastalıkların altında yatan gerçek kök nedenleri, şifâ bulmacasının tüm parçalarını, bunun yanı sıra, doğal, biyoloji ve ekoloji dostu, kişiye özel, sistemik, bütüncül, fonksiyonel (nedene yönelik), regülatif (düzene sokucu) ve rejeneratif (hücresel düzeyde yenileyici), integratif (sentezleyici), pratik ve yüksek derecede etkin tedavileri ve terapileri kapsamlı kadim hikmet ve en güncel modern bilimin ışığında ele alan makalelere ayırdım.

Umuyorum ki, bloğumdaki bu türkçeye kazandırılmış kıymetli bilgiler, öğrencilerime ve ilmi ile amel etmeye çalışan, maddi ve manevi hastalıklardan arınmaya çalışan, samimi, çalışkan ve temiz kalpli olan gerçek tıbbın, hikmetin ve gerçek hekimliğin talebelerine faydalı olur. Ayrıca bu bloğun, uzun süredir dertlerine derman arayan tüm kıymetli okurlara hakiki şifanın bütüncül rotasını anlamada vesile olmasını umarım.

Hayırlı şifâlar dileğimle …

Cemil A. Sülemi
Bio-Dostu İntegratif Tıp & USR Metodu & ESR Terapisi Mucidi & Eğitmeni | Fonksiyonel Tıp Hekimi | Danışman | Yazar
e-posta: eniyitedavi@gmail.com

Reklamlar

Hakiki Şifa'nın Bütüncül Rotası …