KAVİTASYONLAR : AĞIZDAKİ SİNSİ ÖLÜM (1) TERF’İN İSPATI

Kavitasyonlar, otoimmün hastalıklar başta olmak üzere, tüm çözümü zor, kronik ve komplike hastalığı olan kişilerin azımsanmayacak bir bölümünde bulunan sinsi bir hastalık odağıdır.

Kavitasyonların varlığı, çoğu rasyonel ve materyalist bakışı benimsemiş konvansiyonel diş hekimleri tarafından inkar edilmektedir. Zira bunu X-ray ile görmek neredeyse imkansızdır. İşte, o yüzden kavitasyonlar diş ile ilgili en sinsi tehlikedir.

Peki kavitasyonlar nedir ?

Holistik (bütüncül) diş hekimlerinden, Dr. Robert Kulacz bunu kısaca gizli kangren olarak tanımlıyor. Dünyaca ünlü diş hekimi Dr. Hal Huggins ise kavitasyonlara şu şekilde açıklık getiriyor :

“NICO (Nevraljiye Yol Açan Kavitasyon Kaynaklı Osteonekroz) ve Diş Yuvası ile İlgili Kavitasyon Kaynaklı Osteopati gibi farklı isimlerle anılan kavitasyonlar, yukarı ya da aşağı çene kemiğinde varolan boşluklardır.

RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERLERİNE TIKLAYINIZ

img_kavitasyonlar0

Bu boşluk yaklaşık olarak daha önce o kemikte yer kaplayan diş kökünün boyutunda ve şeklindedir; çünkü kaynağı odur. İyileşmenin tamamlanmadığı bir bölgedir. Bir kadın doğum yaptığında, ardından plasentayı da doğurmalıdır. Bir diş çekildiğinde ise plasenta gibi ardından gelmesi gereken bir kısım vardır. Bu kısma periodontal ligament denir. Bu yapı, yarısı dişin içinden çıkan yarısı da dişi çevreleyen kemikten gelen lif gruplarından oluşur. Bu lifler birbirlerine sarılarak hamak benzeri bir yapı oluşturup diş ve kemiği birbirine bağlarlar. Normalde diş ile kemik arasında doğrudan bir bağlantı yoktur.

RESMİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYINIZimg_periodontal_ligamanet1

Bir dişe kanal tedavisi yapıldığında ya da ölür hâldeyken, dişteki bakteriler, yüksek derecede nörotoksik olan ve vücuttaki pek çok kritik enzimi öldüren kuvvetli kimyasallar üretirler. Diş çekildiğinde ve bağ (periodontal ligament) yerinde bırakıldığında (normal prosedür), bu kimyasallar bağın içinde kalır ve yavaş yavaş vücuda sızarak potansiyel olarak hastalık durumları oluştururlar.

Eğer bir diş çekilir ve bağı (periodontal ligament) yerinde bırakılırsa, iki ila üç milimetrelik kemikten oluşan bir kapak, lağım kuyusu gibi bu kimyasalları boşluğun çeperlerinde ve kemiğin altında hapis bırakarak, soketin üzerinde oluşur.

RESMİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYINIZimg_kavitasyonlar1

X-ışınları ile bu bölgelerin tespit edilmesi çok zordur, çünkü aslında kemiğin içerisindeki havanın resmi çekilmeye çalışılmaktadır.” (1)

X-ışınları yani röntgen ile tespit edilmesi zor, bu gizemli kavitasyonlar, gerçekliği, yol açtığı zararlar, birçok ölümcül, kronik ve kompleks hastalıkların en sinsi nedenlerinden birisi oluşu ve doğru tedavisi, anlaşılması biraz zaman alabilecek bir konudur. Bunu bir seri yazı olarak ilk defa bu kadar geniş olarak türkçeye kazandırarak ele alacağız inşaALLAH.

Şimdi gerçekler ile yüzleşmeye hazırsanız “Kavitasyonlar: Ağızdaki Sinsi Ölüm” serisine, dünyaca ünlü Dr. Hal Huggins’in kurduğu Toksik Elementleri Araştırma Vakfının yapmış olduğu ilginç bir çalışma ile başlıyoruz. Sözü şimdi Toxic Element Research Foundation (TERF), yani Toksik Elementleri Araştırma Vakfına bırakıyorum:

DİŞLER iLE İLGİLİ HENÜZ TAM ANLAŞILMAMIŞ DURUM GÜNÜMÜZÜN PEK ÇOK ÖLÜMCÜL HASTALIĞININ KAYNAĞINA IŞIK TUTUYOR

KAVİTASYONLAR – YERALTINDAKİ TOKSİNLER

Hiç kimse size kafanızda bir delik olduğunu söyledi mi? Bu olasılığu şöyle bir değerlendirelim. 20 yaş dişlerinizi çektirdiniz mi? Küçük azı dişlerinize ortodontik işlem yapıldı mı? Kalıcı dişlerinizden biri çekildi mi? Eğer öyleyse, eski dişinizin olduğu yerde, kafanızda bir delik olması kuvvetle muhtemel.

Bu deliklere diş hekimliğinde kavitasyon denir.

Diş hekimlerine diş çekerken periodontal bağı bırakmaları öğretilir. Dişler doğrudan kemiğe bağlanmaz. Dişten ve kemikten çıkan lifler birbirlerine sarılarak hamak benzeri bir yapı olan periodontal bağı oluşturur.

RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERLERİNE TIKLAYINIZ

Eğer bu bağ (periodontal ligament), kanal tedavisi yapılmış bir dişin yanındaysa, ölü dişten çıkan bakteriler yakınındaki kan kaynağından dolayı çok iyi beslenebilecekleri bu bağa yerleşirler. Eğer bir 20 yaş dişi çekildiyse, iyileşme sırasında ağızdaki bakteri toplayan bağ (periodontal ligament), bu bakterileri “anaerobik” bakterilere (oksijen yokluğunda yaşayan bakterilere) dönüştürür ve gelişmeleri için uygun ortam sağlar.

Bağ (periodontal ligament) bakterilere besin ve koruma sağlar. Ne antibiyotikler ne de akyuvarlar bu bağın içine girebilir. Bu sayede kontrolsüz ve çok hızlı bir şekilde sayıları artan bakterilerin ürettikleri toksinler kan dolaşımına karışır.

Kavitasyonlar, kemik içindeki boşluklar olduğundan X ışınları ile görülmeleri çok zordur. Bakteriler ise elbette X ışınları ile görüntülenebilecek şeylerden çok çok daha küçüktürler. Ancak aynı zamanda çok da önemlidirler. Kemik içerisinde bir deliğe hapsedilmiş olan bakteriler daha çok bakteri üretir ve neticesinde hastalıklara sebep olabilecek toksinler üretirler.

Bezelye tanesinden küçük hacimdeki kavitasyonlar, rahatsızlık verici otoimmün hastalıklara sebep olabilirken, çoğunlukla bu kavitasyonların boyutu, çekilen dişin boyutu kadar ya da eğer bakteriler kemikle beslenmeyi seven türdense daha da büyüktür.

RESMİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ

Buradaki resimde, gerçek bir hastanın, eğitimli bir göz tarafından bile X ışınları ile çekilmiş diş filminde tespit edilemeyecek kavitasyonu görünmektedir. Tepeden küçük bir delik açılmış ve X ışınları ile kavitasyonun filmi çekilirken, filmdeki görünürlüğü arttırmak için, toksik olmayan bir solüsyon (kalsiyum iyodid), kavitasyonun içerisindeki doku boşluğuna birkaç saniye süreyle enjekte edilmiştir. Kalp damarlarının görünürlüğünü arttırmada kullanılan bu solüsyon, tıp mesleği tarafından güvenilir addedilir.

Eğer bu bayan bir araba kazası geçirse, kavitasyon oldukça büyük olduğundan çenesinin kırılması çok kolay olacaktır. Ayrıca kavitasyonun bu denli büyük olması ve çok miktarda anaerobik bakteri barındırması sebebiyle bu kırığın iyileşmesi mümkün olmazdı.

(Cemil Sülemi Dipnot: Mümkün olmazdı demek yerine çok zor olurdu demek daha bilimsel ve doğru olur. TERF, Dr. Hal Huggins ve birçok holistik diş hekimine göre kavitasyonların tek tedavi yöntemi cerrahi temizleme olduğu için ve genelde konu ile ilgili diğer çok başarılı tedavilere vakıf olmadıkları için böyle beyanda bulunmuşlardır. Ancak böyle bir vakanın tedavisi çok zor, uzun vakit ve ciddi uğraş gerektirmesine rağmen imkansız değildir. Hekimler, bilmediği ve kesin kanıta sahip olmadıkları konularda bu şekilde çok keskin konuşmamalıdırlar.)

Bu bayan, çenesinde böyle bir “delik” bulunduğundan haberi bile yoktu. Kavitasyonların içindeki toksinler, genellikle dışarı sızarak vücudun başka bölgelerine metastaz yapar ve hastalıkların altyapısını oluştururlar. Oluşan hastalıklar bazen vücuda yayılmış durumdadır (Multipl Skleroz “MS” ve Lou Gehrig “ALS” hastalığı gibi); bazense bölgeseldir; örneğin sadece böbreklerdedir.

Ancak yakın zamanda, Toksik Elementleri Araştırma Vakfı’nın çabalarıyla, yüzlerce doku örneği, DNA test yöntemi ile incelenerek, kavitasyonlardaki bu bakterilerin varlığı tespit edilmiştir.

PROBLEM

Profesyonel diş hekimliği kuruluşları hâlen kavitasyonlardan kaynaklanan problem olmadığını iddia etmektedir.

Bu problemlerin varlığı kanıtlanabilir mi?

Biyokimyasal kanıt yöntemlerinden biri porfirin seviyelerindeki değişimleri takip etmektir. Porfirinler,  hemoglobin molekülünün “hem” kısmını oluşturmaktan sorumlu kimyasallardır. “Hem” daha sonra hemoglobine ve vücudun temel enerji molekülü olan ATP’ye dönüşür. Porfirinlerin hem’i oluşturması sırasında bir bozucu etken olursa porfirinler idrara karışır. Bozucu etkenlerin olmadığı sağlıklı bir vücutta, idrardaki porfirin miktarı çok azdır – 40 mikrogramdan daha az. Aşağıda, ağızda diş ile ilgili herhangi bir malzeme olmadığında neler olabileceğini gösteren bir örnek bulunmaktadır.

RESMİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ

Tam tersi durumda, yani ağızda amalgam dolgular, nikel kaplamalar ve kavitasyonlar gibi bilinen toksinlerin tamamının bulunması durumundaki porfirin ölçümleri de buradadır.

RESMİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ

Soldaki sütun, vücut kimyasının düzenlenmesi ve diş ile ilgili toksinlerin temizlenmesi öncesinde idrardaki porfirin miktarlarını göstermektedir. Sağdaki (kırmızı renkli) sütun ise 10 günden daha az bir sürede idrardaki porfirin seviyesindeki muazzam düşüşü göstermektedir. Bu hasta Multipl Skleroz (MS hastalığı) teşhisine sahiptir. Ağzındaki bütün diş ile ilgili toksinlerin giderilmesi ve kavitasyonlarının temizlenmesinin ardından sağlığı o kadar çok gelişme göstermiştir ki bir kaç gün içinde yürüyebilir hâle gelmiştir.

TERF, kavitasyonlarda 50’nin üzerinde toksin üreten anaerobik bakteri türü keşfetmiştir. Aşağıda, bu bakterilerden en ölümcül olanlarının bazıları ve bu mikropların toksik etkileri zikredilmiştir.

Actinomyces naeslundii: Kötü huylular grubu içinde sınıflandırılan A. Naeslundii bakterisi, akut miyelositik lösemi, kronik miyelositik lösemi, lenfoma ve miyelodisplastik sendromuyla ilişkendirilir. Actinomyces’in farklı türleri genellikle tümörlerle ilişkilendirilir ya da hastalarda tümör oluşumunu başlatırlar. Kavitasyonlarda bulunan diğer 5 tür Actinomyces’ten, “a. israelii” batın ilgili hastalıklarla, “a. naeslundii” akan sinüslerle ve “a. odontolyticus” ise torakal sıkıntılar ile ilişkilendirilir.

Campylobacter rectus bakterisinin, bağışıklık yanıtlarını bozduğu bilinir. Yakın akrabası olan C. Showae’ın ise kalp krizi riskini arttırdığı bilinmektedir.

– Clostridium difficile bakterisi, mitokondriye zarar vererek ATP tükenmesine ve hücre ölümüne sebebiyet verir.

Gemella morbillorum bakterisinin, menejit ve damar içi hasara yol açan akut istilacı enfeksiyonlara sebep olduğu bilinmektedir.

– Haemophilus türünün endokardit (kalp kapakçıklarının ya da kalp iç zarının iltihaplanması), beyin apseleri, menenjit, osteomyelit (kemik ve kemik iliği iltihabı), artrit, sinir bozuklukları, yüksek ateş ve olası zekâ geriliğine sebep olduğu bilinir.

–  Neisseria gonorrhoeae ve N. Meningitides, vücutta kalsiyum salınımını uyaran ve takatsiz bırakan başağrılarına ve kasılma nöbetlerine sebep olan iyi bilinen patojenlerdir.

– Kavitasyonlarda Streptococcus bakterisinin pek çok çeşidine de (anginosus, constellatus, intermedius vb.) rastlanır. Kısaca, anginosus çeşidi, kalp kapakçıklarında trombosit kümelenmesini başlatarak enfektif endokardite sebep olur. Constellatus ve intermedius çeşidi ise çok miktarda bulunur. Constellatus çeşidi, arasıra meydana gelen miyokardiyal apselerle ve ciddi beyin şişmesi ile ilişkilendirilir. Streptococcus intermedius çeşidi beyinde, solunum sisteminde ve karaciğerde enfeksiyona neden olduğu belirtilmektedir. Ayrıca kolorektal kanserle de ilişkilendirilir.

– Staphylococcus aureus, infeksiyöz bakterilerin en kuvvetlilerindendir. Ürettiği lökotoksin, akyuvarları (bağışıklık sistemimizi) öldürür. Meme karsinomuna sebep olduğu da ifade edilir.

SONUÇ

TERF, diş hekimliği mesleğinin, kavitasyonların varlığını ve bu kavitasyonlardaki tehlikeleri kabul etmemeleri sonucu, farkında olmadan, hastaları, anaerobik bakterilerin neden olduğu tehlikelere gereksiz yere maruz bıraktığına inanmaktadır. TERF, diş hekimliği uzmanlarının, toksik kavitasyonların temizlenmesi ile ilgili uygun prosedür ve teknikler hakkında ve diş çekimi sırasında periodontal ligament’in uygun şekilde temizlenmesi hakkında eğitim almalarını önerir.

Bu gerçekleşene kadar, özellikle kavitasyonlardan yayılan toksinlerle ilişkilendirilen hastalıklara sahip kişilerin, kavitasyon temizliği yapan diş hekimlerine başvurmaları önerilir.” (2)

İntegratif ve bütünsel bakışı benimsemiş fonksiyonel bir hekim olarak holistik (bütünsel) diş hekimliği ile ilgili ele aldığım tüm makalelerde şunu önemle tekrar tekrar vurgulamak istiyorum. Özellikle kronik bir hastalığınız var ise, diş ile ilgili toksik maddelerin temizlenmesi ile ilgili tedaviler, multi-disipliner yani çok branşlı bir yaklaşım gerektirir. Yani bu bir ekip işidir. Bu ekipte hem holistik bir diş hekiminin, hem de bütüncül bir hekimin bulunması şarttır. Bazen, postüroloji ve manuel terapi uzmanları gibi farklı ek branşlar da gerekebilir. Her birinin farklı rolleri olduğu gibi, ortak almaları gereken kararlar ve bazen de holistik diş hekiminin ve diğer branşların, bütüncül tıp hekiminin kararına uyması gereken durumlar da vardır. Doğru ve sağlıklı sonuçlara ancak, uyumla, doğru bilgiler ve doğru aşamalar doğrultusunda yapılan bir ekip çalışması ile ulaşabilirsiniz. Aksi takdirde hastalığınız çok daha kötüye gidebilir.

Unutmamak gerekir ki, özellikle diş sağlığı ile ilgili doğru bilgilere ve bu bilgileri kişiye özel en doğru şekilde uygulayan hekimlere ulaşmak ta büyük bir nimettir. Zira, özellikle sanat sahibi ve doğru bilgiler ile donanmış gerçek holistik (bütünsel) diş hekimleri bu devirde elle sayılacak kadar azdır. Aramak önemlidir ama bunları bulmak sadece aramak ile de olmaz. Şifâyı veren ve şifânın nedenlerini kolaylaştıran ALLAH’A yönelip, doğru bilgilere ve sanat sahibi gerçek hekimlere ulaşmak için dua etmemiz ve günahlarımızdan arınınmaya çalışıp, Rabbimizin bize verdiği nimetleri hatırlayıp şükreden bir kul olmaya çalışmamız da çok önemlidir.  Çünkü ALLAH dilemedikçe sürekli eksik ve yanlış bilgilere ve sürekli yanlış uygulayıcılara denk geliriz.

Ancak, böyle bir ekibe muvaffak olmadan önce diş ile ilgili zararlı maddelerin ve yanlış tedavilerin zararlı etkilerini azaltmak için herkesin hayat boyu uygulayabileceği temel 3 şey şudur:

1- Toksinlerden uzak durmak. Zira diş ile ilgili toksik maddelerin saçtığı tehlike vücuda yeter de artar da. Ateşe benzin dökercesine buna ilave yapmamak için toksik gıdalar, çevresel toksinler ve duygusal toksinler başta olmak üzere tüm toksinlerden elden geldiğince uzak durmak gerekir.

2- Ağız ve diş temizliğine aksatmadan özen göstermek.

3- Dozunda alınan zengin montmorillonit mineralli tıbbi bentonit kildir. Bunun 5 şekilde alınması gerekir:

  • Dahili olarak su ile seyreltilmiş şekilde.
  • Harici olarak tüm vücuda uygulama şekli ile.
  • Çekme yöntemi ile. Yani ağızda iyice bir miktar 20-30 dk bekletilip tükürülür.
  • Gargara yöntemi ile. Özellikle boğazdaki bakterileri kendisine çekmesi için.
  • Diş macunu olarak yemeklerden önce ve sonra.

Tıbbi bentonit kil, ağızda kullanılan farklı metallerden salınan toksik ağır metal iyonlarını, anaerobik bakterileri ve bu bakterilerin ürettiği toksik maddeleri sünger gibi içine çekerek (absorbsiyon ederek) ve mucizevi bir şekilde mıknatıs gibi kendi üzerine çekerek (adsorbsiyon ederek) başka hiçbir doğal maddenin yapamadığı çifte bir mekanizma ile yan etkisiz bir şekilde en güvenli detoksu sağlar. O kadar güvenlidir ki, montrmorillonit mineralinden zengin tıbbi bir bentonit kili dozunda alındığı sürece çocuklar ve hamileler bile zerre endişe etmeden hayat boyu tüketebilir.

Elbette tıbbi bentonit kil tek başına tedavide yeterli değildir. Çünkü bataklığı kurutup ağız içindeki bozucu alan oluşumuna neden olan tüm toksik maddelerin kişiye uygun tedaviler ve kişiye uygun aşamalar ile yok edilmesi ve kişiye özel bio-uyumlu alternatifler kullanılmalıdır. Bu da yetmez, bu zararlı maddelerin vücudun diğer doku ve organlarına verdiği zararlar da yine kişiye uygun tedaviler ve kişiye uygun aşamalar ile fonksiyonel ve bütünsel olarak tedavi edilmelidir.

Hayırlı şifâlar dileğimle …

Cemil A. Sülemi
Bio-Dostu İntegratif Tıp & USR Metodu & ESR Terapisi Mucidi & Eğitmeni | Fonksiyonel Tıp Hekimi | Danışman | Yazar
e-posta: eniyitedavi@gmail.com

Dipnot:

(1) “Dental Glossary” adlı broşür, Dr. Hal A. Huggins, dental-materials-brochure adlı pdf dosyası.

(2) LITTLE UNDERSTOOD DENTAL CONDITION PROVIDES CLUES TO THE SOURCE FOR MANY OF TODAY’S DEADLY DISEASES, Toxic Element Research Foundation (TERF), CAVITATIONS News Article adlı pdf dosyası.

HOLİSTİK (BÜTÜNSEL) DİŞ HEKİMLİĞİ İLE İLGİLİ MAKALELER:

h_holistikdishekimligi-nedir2

h_dis-otoimmun-iliskisi5

h_civa-ile-kandida-dansi1

h_implant-tehlikeleri1-2

kanal-tedavisi-kulucka1.1

h_yorgunluk-dis-iliskisi2

Reklamlar