REGÜLASYON TERAPİLERİ NEDİR?

İnsan vücudunda, içiçe geçmiş, muazzam incelik ve düzende yaratılmış ve otomatik savunma, otomatik tamir ve otomatik rejenerasyon (yenileme) vazifelerini üstlenen sisteme otoregülasyon veya özregülasyon sistemi adı verilir.

Daha önce belirttiğimiz gibi, Bioregülasyon Tıbbı, bedenin otoregülasyon sistemini restore etmeyi hedefleyen bir tıp sistemidir.

Bioregülasyon tıbbına göre hastalıkların nedenleri endojen (içsel) ve eksojen (dışsal) toksinlerdir.

h_nedir-bu-toksinler2

Bioregülasyon Tıbbına göre hastalık belirtileri, bedenin kendini düzeltmeye çalışması sonucudur ve bu semptomlar baskılanmamalıdır.

Konvansiyonel batı tıbbı, hastalıkların nedenlerini araştırma zahmetine bile girmeden, hastalıkların belirtilerini susturmak, uyutmak, bloke etmek veya makyajlamak ile meşgul iken, Bioregülasyon Tıbbı ve bu temeli benimseyen farklı tıp ekolleri ise, zayıflamış otoregülasyon sistemini güçlendirmeyi, ona destek olmayı ve onun önündeki engelleri kaldırarak yükünü hafifletmeyi hedefler. Bu, temel olarak üç şekilde yapılabilir:

1- Yetmezlikleri Gidermek:

Hücrelerimizin diri ve güçlü kalabilmeleri ve maruz kalabilecekleri zararlı etkenlere karşı dayanıklı olabilmeleri için onları ihtiyaçları olan temiz oksijen, temiz su ve temiz besinler ile beslememiz gerekir. Aksi takdirde hücrelerimiz zayıflar, zamanla dejenere olmaya başlar ve sonuçta ya tamemen değişime uğrayıp kansorejen bir hücreye dönüşür veya ölerek yok olur.

Maddi bedenimizi beslediğimiz gibi özümüz ve bizi insan yapan ruhumuzu da ihtiyacı olan doğru maneviyat, saf sevgi, saf duygular ve temiz sosyal çevre vb. ihtiyaçlar ile beslememiz gerekir. Aksi takdirde ruhumuz da zayıflamaya, hastalanmaya ve dejenere olmaya başlayarak kararmaya doğru ilerler.

2- Akışkanlığı Canlandırmak:

Hücrelerimize doğru giden trafiği gece gündüz durmadan sağlayan kalbimiz, tüm  dolaşımların merkezi ve akışkanlıkların temelidir.

Akışkanlık, sağlığın en büyük belirtisi olduğu gibi, durağanlık ta hastalıkların en büyük nedenlerinden birisidir. “İşleyen demir paslanmaz” misali akışanlığı bozulmamış bedende, toksinlerin, yani zehirlerin birikmesi ve blokajların oluşması da zordur. Durağan su da, durağan vücutta bozulmaya mahkumdur. Durağanlık ilerledikçe hücrelerin beslenmeleri yavaşladığı gibi, toksinlerin vücuttan eliminasyonu (atılması) da zayıflar ve sonuçta blokajlar yani tıkanmalar meydana gelir.

3- Tıkanıklıkları Gidermek:

Bir nehiri taşlar ile tıkadığınız zaman nasıl bu tıkanıklık o nehri kurutur ve orada yaşayan balıklar ölmeye başlar ise, vücudumuzda da aynı şeyler meydana gelir. Blokajlar yani tıkanıklar sonucu:

1- Hücrelerimize yeteri kadar oksijen ve besin ulaşamaz.

2- İçeriden maruz kaldığımız hücresel atıklar vb. endojen toksinler yani içsel zehirler, yeteri derecede vücuttan atılamaz ve böylece bedenimizde birikerek farklı hastalıklara neden olur.

3- Dışarıdan maruz kaldığımız, ağır metaller, kimyasal maddeler vb. eksojen toksinler yani dışsal zehirler, yeteri kadar vücuttan atılamaz ve böylece bedenimizde birikerek farklı hastalıklara neden olur.

Osteopatinin babası Andrew Taylor’ün meşhur bir sözü vardır:

“Hastalık tıkanıklık olmayan yerde bulunamaz”.

İşte, bu yetmezlikleri giderme, durağanlığı canlandırma ve blokajları ve tıkanıklıkları ortadan kaldırma mantığıyla uygulanan tüm terapilere regülasyon terapileri denir.

Hemobiyografik Kan Analizini Keşfeden Dr. Harvey Bigelsen şöyle der:

“Tüm terapiler akışı açmak ve bedenin tam işleyişini restore etmeye yöneliktir. Bedenin fonksiyonu iyileştikçe sağlık ve hasta da iyileşir. Hastalık bedenin herhangi bir yerinde oluşan enerji ve sıvıların hareketindeki tıkanıklıklarından meydana geldiğine gore biyolojik tıbbın ana konsepti bu tıkanıklıkları bulup tedavi etmektir.”

Peki, otoregülasyon sisteminin işlevini durduran başlıca blokajlar yani tıkanıklıklar nelerdir ? İşte başlıca blokaj listesi şöyledir:

1- Vasküler (Damarsal) ve Kanalsal Blokajlar:

  • Arterlerdeki (atardamarlardaki) blokajlar
  • Venlerdeki (toplardamarlardaki) blokajlar
  • Lenf damarlarındaki blokajlar
  • Primovasküler sistemin damarlarındaki (Akupunktur kanallarındaki) blokajlar
  • Safra kesesindeki ve safra kanallarındaki blokajlar
  • Sindirim kanallarındaki (özellikle kolondaki) blokajlar
  • Solunum yollarındaki (özellikle sinüs ve akciğerlerdeki) blokajlar
  • İşitme yollarındaki blokajlar

2- Hümoral (Sıvısal) Blokajlar:

  • Kan sıvısındaki blokajlar
  • Safra sıvısındaki blokajlar
  • Lenf sıvısındaki blokajlar
  • Primo sıvısındaki blokajlar

3- İntersellüler Blokajlar: Yani hücrelerarası sıvıda meydana gelen blokajlar.

4- İntrasellüler Blokajlar: Yani hücrelerin içinde meydana gelen blokajlar.

5- Sinirsel Blokajlar

6- Elektromanyetik Blokajlar

7- Biofotonik Blokajlar

8- Qi (Çi) Blokajları

9- Miyofasyal blokajlar

10- Eklemlerin eksenlerindeki kaymalardan meydana gelen blokajlar

11- İç organların eksenlerindeki kaymalardan meydana gelen blokajlar

12- Ruhsal Blokajlar

Bu farklı blokajları gidermeye yönelik uzun bir liste farklı regülasyon terapileri ve bunların farklı uygulama metodları vardır. Regülasyon terapileri ailesinin yeni bir üyesi olan ESR Terapisi yani Esansiyel Sistemik Regülasyon Terapisi ise tek bir çeşit blokaja yönelmek yerine, birçok blokaj çeşidini, bütünsel ve sistemik bir şekilde gidermeye yönelik uygulanan ve tüm regülasyon terapilerinin özünü, en güçlülerini ve en güvenlilerini içeren yeni bir regülasyon terapisidir.

h_big_esr-terapisi-nedir4

ESR Terapisi, ayrıca, bu sistemik ve yeni uygulama yöntemleri ile uygulanan birçok güçlü ve güvenli regülasyon terapilerinin tek bir terapi seansında ve uygun sıralama ile uygulanarak kombine edildiği integratif bir terapidir. Özellikle karmaşık ve multi-faktöryel yani birden fazla altta yatan kök nedene ve dolayısıyla birçok blokajlara sahip hastaların etkin tedavisinde yüksek önem arzetmektedir.

Hayırlı şifâlar dileğimle …

Cemil A. Sülemi
Bio-Dostu İntegratif Tıp Uzmanı
Hekim | Danışman | Araştırmacı | Yazar

Reklamlar