NEDİR BU TOKSİNLER? VE SAĞLIĞIMIZI NASIL ETKİLER?

Toksinler kısaca türkçe olarak zehirli maddeler demektir. Bu toksinleri  ve sağlığımıza nasıl etki ettiklerini daha iyi anlamamız için Homotoksikoloji bilimi ile tanışmanın vakti gelmiştir.

Homotoksikoloji bilimi kısaca toksinlerin insanoğlu üzerindeki etkisini araştıran ve tabiki de konvansiyonel batı tıbbının da pek inanmak istemediği (malum kendisi toksik bir tıp olduğu için kendini inkar etmek zorunda kalacağından olsa gerek) ve Türkiyede de pek bilinmeyen, çok önemli bir bilim dalıdır.

Homotoksikoloji, Hans Heinrich Reckeweg isimli bir hekim tarafından 1950’lerde ortaya çıkan bir bilimdir. Homotoksikoloji terimi üç kelimeden türemiştir: homo Yunanca’da insan, toksiko toksin veya zehir ve loji bilim ya da inceleme demektir yani homotoksikoloji insanlarda toksinlerin etkilerinin araştırılması olarak tarif edilebilir. Homotoksikoloji, hümoral patoloji ile hücresel patoloji arasında, yani geleneksel tıp ekolleri ile konvansiyonel batı tıbbı ekolü arasında  köprü oluşturur.

Homotoksikolojiye göre toksinler temel olarak ikiye ayrılır:

1-Eksojen (Dışsal) Toksinler: Vücudun dışından gelen toksinlerdir. Hava, su ve gıdalardaki sentetik kimyasallar, zararlı bakteriler, zararlı mantarlar, virüsler, parazitler, farklı zararlı mikro-organizmalar ve toksik atıkları, zehirli ağır metaller, sentetik ilaçların kalıntıları, sindirilmemiş besin parçacıkları vb.

2-Endojen (İçsel) Toksinler: Vücudun içinde oluşan toksinler. Laktik asit, adrenalin, histamin, antijen antikor kompleksler, besin yetmezlikleri, psikolojik stresleyiciler, duygusal travmalar vb.

Homotoksikolojiye göre toksinler, bedende, deri, akciğerler, gastrointestinal yollarda birikir. Karaciğer, böbrekler, deri, mukozal membranlar ve diğer organlar bu toksinleri işlemeye ve atmaya çalışır. Toksinler sürekli hücreleri, dokuları, organları, hormonları, immün sistemi ve bedenin diğer koruyucu sistemlerini yormaktadır.

Homotoksikolojiye göre, hastalıkların nedeni toksinlerin vücudda birikimidir. Homotoksikolojiye göre  hastalıklar, bedenin kendini iyileştirme mekanizmasının, toksinleri elimine etmeye çalışırken veya biyolojik etkilerini kontrol altına almaya çalışırken oluşturduğu zincirleme reaksiyonların sonucudur. Buna göre hastalıklar, fiziksel bedenin toksinlerden kurtulma yolunda veya toksinlerin eliminasyonu imkansız olduğu hallerde bunu telafi etme yolundaki izlediği savunma yöntemidir.

Homotoksikolojiye göre, bu toksinler bizi yavaş yavaş ve farklı aşamalarda farklı şekillerde etkiler. İşte bu aşamaları anlamamız hastalıkların gerçek nedenlerini daha iyi kavramamızı sağlayacaktır.

1.Aşama: Atılım: Toksik ürünlerin atılması

Bu vücudun toksinlere karşı gösterdiği ilk tepkidir. Bedendeki otomatik tamir ve dengeleme sistemi olan otoregülasyon sistemi, bu aşamada toksinleri, terleme, gözyaşları, öksürmek, nezle, ishal vb. yöntemler ile atmaya çalışır.

2.Aşama: İnflamasyon: Savunma sistemi tarafından aktifleştirilen turbo temizlik

Eğer birinci aşama yetersiz kalırsa, bu sefer ikinci aşama devreye girer. Bu aşamada, otoregülasyon sistemi, toksinlerden, inflamasyon yani iltihaplanma veya yangı yaparak kurtulmaya çalışır. Bu aşamaya örnek olarak, sinüzit, akne, akut bronşit, tiroidit, akut enfeksiyonlar, idrar yolları enfeksiyonu vb. hastalıkların belirtilerini zikredebiliriz.

Atılım ve inflamasyon aşamaları (1 ve 2) hümoral yani sıvısal aşamalardır. Savunma sistemi bu aşamalarda aktiftir ve toksinleri farklı yollardan atabilme kabiliyetine sahiptir. Intrasellüler yani hücreiçi  sistemler rahatsız olmaz.

3.Aşama: Depolama: Toksinlerin ekstrasellülar yani hücrelerin dışında bulunan hücrelerarası alanda depolanması

Toksinler farklı yollardan atılamayınca, bu sefer otoregülasyon sistemi, bunları depolamaya çalışır. Bu aşama da, bağırsak polipleri, safra kesesi veya böbrek taşları, lenf nodüllerinin şişmesi, gut, obezite, guatr vb. hastalıklara neden olur.

4.Aşama: Emme: Toksinlerin hücrenin içine sızması

Hücrelerin dışında depolanan toksinler artınca bu sefer toksinler hücrelerin içine emilmeye başlanır. Ancak bu aşama devreye girince, alerjiler, astım, migren, romatoid artirit, fibromiyalji, kronik idrar yolları iltihabı, koroner kalp hastalığı, kronik enfeksiyonlar, otoimmün hastalıklar vb. hastalıklar ortaya çıkmaya başlar.

Depolama ve emme aşamaları (3 ve 4) matriks kısımda yani dokularda oluşur. Bu aşamada ilk defa toksinler extrasellüler matriks yani hücrelerin dışındaki kompleks doku yapı ve bağ dokusu ile alakalıdır. Bağ dokusunun yapısal içeriği değişime uğramaya başlar. İlave olarak, emme fazında (4) toksinler hücrelerin içine emildiği için, hücrelerin biyolojisi değişmeye başlar.

5.Aşama: Dejenerasyon: Toksinlerin hücreyi bozması

Toksinlerin, hücrelerin içinde depolanması artınca bu sefer bu toksinler hücreleri bozmaya başlar. Bu aşama, osteoartirit, diyabet, alzheimer, bronşektazi vb. hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur.

6.Aşama: Ayrışma: Hücrede neoplastik değişimler

Toksinler artık hücrelerin içinde hücreyi bozmaktan öte hücrede ciddi anlamda değişmesine ve mutasyonların meydana gelmesine neden olur. İşte bu aşama toksisitenin en ileri aşamasıdır. Artık, tümörler ve farklı kanser çeşitleri ortaya çıkmaya başlar.

Dejenerasyon ve ayrışma fazları (5 ve 6) hücresel fazda oluşur. Bu fazlarda hücre sistemleri hızla bozulmaya başlar ve bağ dokusu fonksiyonunda kayıplar meydana gelir. Savunma sistemi toksinleri vücuddan elimine edemez hale gelir.

İşte homotoksikoloji bilimini anlamak, hastalıkların gerçek nedenlerini ve gerçek oluşum mekanizmalarını anlamak demektir. Ayrıca hastalığa göre, toksisitenin hangi aşamasında olduğunuzu genel olarak anlamak ta mümkündür. Bu bağlamda, toksinlerin 6 etki aşaması ve bu aşamalar ile ilgili hastalıkları içeren ve Türkçeye ilk defa çevirilen tabloyu indirmek için kırmızı yazıyı veya aşşağıdaki resimi tıklayınız.

Toksinlerin 6 Etki Aşaması – PDF

img_toksinlerin_6_etki_asamasi1

Son olarak bilinmelidir ki; otoregülasyon sistemini çok yormadan, toksinlerden, fonksiyonel anlamda arınmaya yönelik, birçok doğal, yan etkisiz ve bio-dostu yöntem de vardır.  Bu yöntemleri ayrı bir makalede ele almayı düşünüyorum.

Hayırlı şifâlar dileğimle …

Cemil A. Sülemi
Bio-Dostu İntegratif Tıp & USR Metodu & ESR Terapisi Mucidi & Eğitmeni | Fonksiyonel Tıp Hekimi | Danışman | Yazar
e-posta: eniyitedavi@gmail.com

Kaynaklar:
Uluslararası Homotoksikoloji Akademisi  – Baden, Almanya

 

Reklamlar