PROF. DR. AHMET AYDIN HOCA’NIN VASİYETİ

Türkiyenin cesur yüreği ve şefkatli gönüllerinden bir olan Prof. Dr. Ahmet Aydın hoca, dünyaya kendini modern olarak tanıtan ama hocanın tabiri ile gerçekte rantiyeci tıbbı olan batı tıbbının karanlık yüzünü sadece sözleri ve eserleri ile değil, iyileşmelerine vesile olduğu uzun liste otizm hastası minik çocuklar ile bilfiil ispat etmiştir.

Bir sohbetimizde bazı meslektaşlarının ona biz o kadar çok merhametsiz miyiz diye yakındıklarını anlatmıştı. O da onların araştırmadıklarını ve kolay hekimliği seçtiklerini söyleyerek onları pek de mazur görmüyordu.

Ölümünden önce yazdığı bir vasiyeti varmıdır bilmiyoruz ama hayatta iken eserlerinde ve söyleşilerinde, meslektaşlarına, tıp alemine ve hastalara gönderdiği birçok vasiyeti ve mesajı vardır. Burada özellikle meslektaşlarına ve tıp alemine gönderdiği mesajları derlemek istedim ki, kolay hekimlik değil, gerçek hekimlik peşinde olan merhamet sahibi hekimleri, bulundukları umutsuzluk ve karanlıktan aydınlığa çıkaracak bir vesile olsun.

  • Aslında tıp bilim değil, sanattır. Ama sanatını bilimsel yöntemler ile birleştirmelidir.” (1)
  • İki çeşit tıp var; konvansiyonel tıp ve fonksiyonel tıp. Piyasaya hakim olan konvansiyonel tıptır. Bu tıbbın ana felsefesi hastalığın ana nedenlerini değil belirtilerini tedavi etmektir. Bunu yaparken yan etkileri olan bir yığın sentetik ilaç kullanır. Ana nedenlere yönelik olmadığı için etkisi geçicidir; hastayı süründürür. Ama sağlık sektörüne iyi de para kazandırır. Bu nedenle konvansiyonel tıbba rantiyeci tıp da denmektedir. Fonksiyonel tıbbın ana felsefesi ise, hastalığın belirtilerini değil ana nedenlerini tedavi etmektir. Tedavide, sentetik ilaçlar ile sınırlı kalmayıp, diyet, beslenme, bitkisel tedavi ve başka birçok doğal tedavi yöntemlerinden istifade eder. Konvansiyonel tıp sivrisinekleri öldürürken, fonksiyonel tıp bataklığı kurutur; konvansiyonel tıp gibi pisliği halının altına süpürmez. (2)
  • Önce tıbbı bilimsel tıp ve rantiyeci tıp olarak ikiye ayırmak gerekiyor. Bu ikisinin arasındaki makas da gittikçe açılıyor. Yoksa tıp teknolojisinde muazzam ilerlemelere rağmen kronik hastalıklardaki müthiş artışı izah etmeniz mümkün değil. Temel amacın, acıları dindirmek ve hastalıkları iyileştirmek olduğunu söylediğimiz tıp artık yaşamımızın her anını belirleyen, yönlendiren bir olgu haline geldi. Artık bilim masumiyetini kaybetti, ırzına geçildi. Hastalıklara ilaç değil, ilaçlara hastalık aranıyor. (3)
  • Yapılan pek çok bilimsel araştırmanın verileri eğer gıda ve ilaç sanayinin satışlarını azaltıyorsa klasik kitaplara giremiyor. Önemli sayıda hekimimiz maalesef tıp literatürünü ilaç firmalarının dağıttıkları broşürler aracılığı ile izliyor. Ne zaman internet yaygınlaştı, pek çok şeyden haberimiz olmaya başladı. Ta 1930’lu yıllarda yazılmış birçok değerli literatüre ulaştık. (4)
  • Tıp camiası denince, doktorlar deyince çok bilinçli bir topluluk diye bakmayalım. Herşeyden once şuna dikkat edin: Doktorlar kendi sağlıklarına ne kadar önem veriyorlar. Bilimselliği savunmada da yaygın bir duyarsızlık var, dahası en dürüst insanlar bile genel havadan etkileniyor. Tıp sektörü aklınızın alamayacağı kadar büyük kazançlar getiren bir sektör. Kanser tedavisi sektörü korkunç bir sektör. Damar cerrahisi sektörü … Gıda sektörü çok büyük, başedilemez. Raf ömrü uzun gıdalar üretiyorlar ve bizim raf ömrümüzden çalıyorlar. Bilimsel araştırmaların büyük bölümü şirketlerce destekleniyor. Ama tüm bunlara rağmen ben savunduklarımı destekleyen çok sayıda bilimsel yayına rastlıyorum. Bulmak istenirse bulunur. (5)
  • Damar bir kez sertleştikten sonra bir daha ameliyatsız düzelmez efsanesi var ya. Kliniğimizde yapılan bir çalışmada şişman çocukların damar kalınlıkları ve esneklikleri ölçüldü. Sonra bir bölümüne düşük yağlı, bir bölümüne düşük karbonhidratlı diyet uygulandı. Yağı azaltılan grupta hiçbir iyileşme görülmezken, şekeri kısıtlanan grupta damarda belirgin incelme, esneklikte bariz artma saptandı. Bu deneyler çok zor değildir. Bazı basit kan testleriyle de beslenme biçiminin bedene etkileri izlenebiliyor. (5)
  • Öğrencilere, modern tıbbın karanlık yüzü iyice anlatılmalıdır. Pisliği halının altına süpürmek olarak tanımladığımız semptomları tedavi etmek, rantiyeci tıbbın kârına kâr katıyor ama hastalara faydadan çok zarar veriyor. Öğrencilere verilen derslerde hastalık oluşum mekanizmaları iyice anlatılmalı ve hastalıkların gerçek nedenleri üzerinde durulmalı. (6)
  • Sebebi ortadan kaldırmadan sonucu ortadan kaldırmaya çalışan tedaviler, faydasız olduğu gibi zararlı da olabilirler. (7)
  • Esas sorun tansiyonu, kan şekerini, kolesterolü düşürmek değil, bunların nedenlerini ortadan kaldırmak. (8)
  • Hipertansiyon bir hastalık değil, HHA sisteminin uyum sağlamak üzere geliştirdiği, vücudun kendini korurken bir takım zararlara da maruz kaldığı klinik bir tablo. Yani sebep değil bir sonuç. Asıl neden, kasılarak içinde bulunan kanı vücudun organ ve dokularına gönderen atar damarların bir şekilde esnekliğini kaybederek sertleşmesi. Hipertansiyon damarı sertleşmiş bir hastada kanı hayati merkezlere (beyin, böbrek vb.) gönderen bir aracı. (8)
  • Bazı tansiyon hastaları, 120/80mmHg’nin altına düşünce başları dönüyor ve kendilerini güçsüz hissediyorlar. Özellikle yaşlı kadınlarda oluyor bu durum. Çünkü sertleşen damarlar esnekliğini kazanmadan kan basıncı normale getirilirse beyine yeteri kadar kan da gidemiyor. Bu nedenle uzun zamanlardan beri orta derecede tansiyonu olan insanların tansiyonlarının ilaçlarla birdenbire normale düşürülmesi doğru değil. Çünkü diyet ve hayat tarzı değişiklikleri ile (diyet, egzersiz, yeterli su içme, güneşlenme vb) hipertansiyon rahatlıkla kontrol altına alınabiliyor. Ancak ciddi hipertansiyonlu kişilerde klinik belirtiler çok gürültülü oluyor. Bu kişiler baş ağrısı, kalp yetersizliği, görme bozukluğu, bilinç bulanıklığı ve epilepsi ile hekimin karşısına çıkabiliyor. Habis hipertansiyon dediğimiz bu nispeten daha nadir olan durum koma, kafaiçi kanama ve hatta ölümle sonlanabiliyor. İşte bu yüksek tansiyona ilaçla müdahale edip makul bir seviyeye indirmek şart. (9)
  • Bizim gibi düşünen hekimler ve bilim adamlarına göre aterosklerotik kardiyovasküler hastalıklar “kolesterol depo hastalığı” olarak değil “düşük yoğunluklu sistemik enflamatuvar hastalık” olarak kabul edilmekte. Yaklaşık yirmi yıldır devam eden TEKHARF araştırmasının sonuçlarını 11. İç Hastalıkları Kongresi’nde açıklayan Cerrahpaşa Hocam Prof. Dr. Altan Onat, mealen şunları söylemiş: Ülkemizde yılda 100 bini aşkın yetişkinimizin kalp-damar hastalığına yakalanmasından bilinen faktörler (kolesterol gibi) sorumlu değildir. Hastalık metabolik sendrom ile ilişkili olarak aşırı iltihaplanmış ve oksitlenmiş maddelerin damarlarda yaptığı hasara bağlı olarak gelişmektedir. (10)
  • Kolesterol doğal bir yapı taşıdır, onarıcıdır, safra asitleri ve birçok hormonun sentezinde kullanılır. Damar sisteminde bir problem var, bir enflamasyon var ki, kolesterol yükseliyor. Siz bu nedeni araştırmıyorsunuz, ortadan kaldırmıyorsunuz, kolesterole yükleniyorsunuz. Her yerde yangın görüyorsunuz mesela, her yangın yerinde itfaiyecileri de görüyorsunuz ve bundan sonra şu sonucu çıkarıyorsunuz. İtfaiyeciler yangın çıkarıyor! Durum aynen böyle. (11)
  • En hafif ilaçların bile çok sayıda yan etkisi var. (7)
  • Modern denilen tıp, binlerce yıldır uygulanan geleneksel tıbbı küçümsememeli ve ondan yeterince faydalanmalıdır. (1)
  • Ama şunu da belirteyim, son yıllarda görsel ve yazılı medyada karşımıza çıkan uzman ve uzman olmayan uzman beslenmecilerin dediği gibi ‘her gün iki diş sarımsak yada iki kaşık zerdeçal yiyin tansiyonunuz normale iner’ gibi söylemler çok doğru değil. Bunlar tedavinin sadece küçücük bir parçası. Tedavi bir bütün olarak görülmezse bu takviyelerin fazla bir yararı olmaz. (7)
  • Otuzlu yıllarda bir dişhekimi dünyayı dolaşmış, doğal beslenenlerle, karbonhidrat ağırlıklı yapay beslenenler arasındaki diş yapısı farklılıklarını araştırmış. Diş yapıları, kemik yapıları karbonhidratlı beslenmeyle çok belirgin biçimde eriyor, bunlar gösterilmiş. Şimdiki beslenme şekliyle kafataslarımız bile her geçen yıl inceliyor. (11)
  • Doğru beslenin, doğru yaşayın, hipertansiyon vakaları onda bire inecektir. Kalp hastalıkları, kanser, diyabet gerileyecektir. Kemik, eklem sorunları azalacaktır. İnsanlar geç yaşlanacaktır. Bilimsel tıp, işlevsel tıp bunu öngörüyor, ancak rantiye tıbbın etkisi çok daha güçlü. Tansiyonun mu çıktı, al sana tansiyon ilacı, miden mi ağrıdı al antasit. Sonra o antasit protein sindirimini ve birçok hayati mineralin emilimini bozuyor. Gelsin yeni hastalıklar, gelsin yeni ilaçlar… İlaçların komplikasyonları mı oluyor ? Siz merak etmeyin onların da ilaçları çıkar ve uygun (!) fiyatlarla sizlere pazarlanır. Bir taraftan size az hareket etmeniz için son model arabalar, hızla hareket eden asansörler, uzaktan kumandalı televizyonlar yaparlar. Osteoporoza maruz kalıp kalmadığınızı pahalı aletler ile ölçerler. Sonra fizyolojik bir olay olan kemikteki kalsiyumun kana geçmesini inhibe eden pahalı ilaçları satarlar. Hekimlere daha fazla ilaç ya da bebek maması yazdırabilmek için her türlü hediyeyi verirler. (12)

A.A.

Ultra sağlık ve optimum huzur dileği ile.

Cemil A. Sülemi
Bio-Dostu İntegratif Tıp Uzmanı
Hekim | Danışman | Araştırmacı | Yazar

Kaynaklar:
(1) Tıp Bu Değil, İlknur Arslanoğlu, 1.cilt, sayfa 48, ithaki, 5. Baskı, 2012.
(2) Beslenme bülteninde Fonksiyonel Tıp Nedir adlı makalemize yazdığı önsözden.
(3) Tıp Bu Değil, İlknur Arslanoğlu, 1.cilt, sayfa 46, ithaki, 5. Baskı, 2012.
(4) Tıp Bu Değil, İlknur Arslanoğlu, 1.cilt, sayfa 50, ithaki, 5. Baskı, 2012.
(5) Tıp Bu Değil, İlknur Arslanoğlu, 1.cilt, sayfa 58, ithaki, 5. Baskı, 2012.
(6) Tıp Bu Değil, İlknur Arslanoğlu, 1.cilt, sayfa 47, ithaki, 5. Baskı, 2012.
(7) Tıp Bu Değil, İlknur Arslanoğlu, 1.cilt, sayfa 37, ithaki, 5. Baskı, 2012.
(8) Tıp Bu Değil, İlknur Arslanoğlu, 1.cilt, sayfa 36, ithaki, 5. Baskı, 2012.
(9) Beslenme bülteni sitesi, hipertansiyon dosyası.
(10) Tıp Bu Değil, İlknur Arslanoğlu, 1.cilt, sayfa 32, ithaki, 5. Baskı, 2012.
(11) Tıp Bu Değil, İlknur Arslanoğlu, 1.cilt, sayfa 52, ithaki, 5. Baskı, 2012.
(12) Tıp Bu Değil, İlknur Arslanoğlu, 1.cilt, sayfa 53, ithaki, 5. Baskı, 2012.

FONKSİYONEL TIP İLE İLGİLİ MAKALELER:

OTOİMMÜN HASTALIKLARDAN KURTULUŞ YOLUNDAKİ İLK TEMEL ADIM .. ALS, ASTIM, BEHÇET, ALZHEIMER, ÜRTİKER, CROHN, ÜLSERATİF KOLİT, AKNE ROZASEA, GULLIAN-BARRE, SİSTEMİK LUPUS, MULTİPL SKLEROZ, MS, HASHİMOTO TROİDİTİ, ADDİSON, FİBROMİYALJİ, IGA NEFROPATİ, VİTİLİGO, OTİZM, DERMATOMİYOZİT, ANKİLOZAN SPONDİLİT, HEMOLİTİK ANEMİ, ÇÖLYAK, REAKTİF ARTİRİT, ALOPESİ AREATA, TİP1 DİYABET, EGZAMA, SEDEF MYASTHENİA GRAVİS, GRAVES, ROMATOİD ARTİRİT, FONKSİYONEL TIP, CEMİL SÜLEMİ, ULTRA TEDAVİLER, HACAMAT, TIBBİ HACAMAT, TIBBİ HİCAMET, SÜLÜK, HİCAMET, APİTERAPİ, FİTOTERAPİ, SÜLÜK, HİRUDOTERAPİ, AROMATERAPİ, TIBBİ BESLENME, TIBBİ PERHİZ, RUKYE, YAĞLI KUPA, RENK TERAPİSİ, PSİKOTERAPİ, ŞİFA, DUA, NEBEVİ TIP, AĞIR METAL, DOĞAL ŞELASYON, ALTERNATİF TIP, DOĞAL TEDAVİLER, GDO, ŞEKER, ORGANİK, EKOLOJİK, SAFRA, YUNAN TIBBI, İSLAM TIBBI, ALGOLOJİ, FONKSİYONEL ALGOLOJİ, KRONİK AĞRILAR, KRONİK HASTALIKLAR, BUZDAĞININ ALTI, HASTALIK NEDENLERİ, MİKROBİYATA, FAYDALI BAKTERİLER, MİGREN, ROMATİZMA, BAŞ AĞRILARI

OTOİMMÜN HASTALIKLARDAN KURTULUŞ YOLUNDAKİ İLK TEMEL ADIM .. ALS, ASTIM, BEHÇET, ALZHEIMER, ÜRTİKER, CROHN, ÜLSERATİF KOLİT, AKNE ROZASEA, GULLIAN-BARRE, SİSTEMİK LUPUS, MULTİPL SKLEROZ, MS, HASHİMOTO TROİDİTİ, ADDİSON, FİBROMİYALJİ, IGA NEFROPATİ, VİTİLİGO, OTİZM, DERMATOMİYOZİT, ANKİLOZAN SPONDİLİT, HEMOLİTİK ANEMİ, ÇÖLYAK, REAKTİF ARTİRİT, ALOPESİ AREATA, TİP1 DİYABET, EGZAMA, SEDEF MYASTHENİA GRAVİS, GRAVES, ROMATOİD ARTİRİT, FONKSİYONEL TIP, CEMİL SÜLEMİ, ULTRA TEDAVİLER, HACAMAT, TIBBİ HACAMAT, TIBBİ HİCAMET, SÜLÜK, HİCAMET, APİTERAPİ, FİTOTERAPİ, SÜLÜK, HİRUDOTERAPİ, AROMATERAPİ, TIBBİ BESLENME, TIBBİ PERHİZ, RUKYE, YAĞLI KUPA, RENK TERAPİSİ, PSİKOTERAPİ, ŞİFA, DUA, NEBEVİ TIP, AĞIR METAL, DOĞAL ŞELASYON, ALTERNATİF TIP, DOĞAL TEDAVİLER, GDO, ŞEKER, ORGANİK, EKOLOJİK, SAFRA, YUNAN TIBBI, İSLAM TIBBI, ALGOLOJİ, FONKSİYONEL ALGOLOJİ, KRONİK AĞRILAR, KRONİK HASTALIKLAR, BUZDAĞININ ALTI, HASTALIK NEDENLERİ, MİKROBİYATA, FAYDALI BAKTERİLER, MİGREN, ROMATİZMA, BAŞ AĞRILARI

h_big_hbuzdagi

h_big_hastaliklara_isim_4

h_magnezyum_yetmezligine-fonksiyonel-bakis1

h_big_hipertansiyon2

h_big_gercek_butik_tip

Reklamlar