HİPERTANSİYON TEDAVİSİNE FONKSİYONEL BAKIŞ

Etrafa baktığınızda birileri sürekli A veya B veya C adındaki bir ilacın belirli bir hastalığa belirtisel tedavi sağladığını söyler. Bu ilaçlar ister kimyasal olsun ister bitkisel olsun, çoğu kez hipertansiyon gibi klinik tabloları sadece belirtisel olarak ve geçici bir süreliğine kontrol almaya yöneliktir.  İlk önce alopatik tıp (modern! tıp) ve (yaygın olan) alternatif tıbbın hipertansiyonun tedavisine hastalık bazlı yaklaşımlarını şu tabloda özetliyelim.

Hastalık Bazlı Yaklaşım
Alopatik Tıp (Modern! Tıp) (Yaygın Olan) Alternatif Tıp
Hipertansiyon belirtisel olarak şu farmakolojik ilaçların biri ile kontrol altına alınmaya çalışılır. Yaygın olan ilaç modelleri şöyledir:
-Diüretikler
-ACE inhibitörleri
-Kalsiyum kanal kırıcıları
-Beta kırıcılar
-Alfa-adrenerjik agonistler
-Angiotensin II reseptör kırıcıları
Hipertansiyon belirtisel olarak şu bitkisel ilaçların biri ile kontrol altınmaya çalışılır. Yaygın olan tedavi protokolü şöyledir:
-Esansiyel yağ asitleri: linoleik asit, balık yağları, keten tohumu yağı
-CoQ10 – Günde 2 veya 3 kez 50mg
-C Vitamini – Günlük en az 2gr
-Magnezyum –Günlük 400mg
-Potasyum (diüretik olarak) – Günlük 400-3000mg
-Karnitin – Günde 3 kez 500mg
-Pantetin – Günde 2 kez 900mg
-Taurin – Günde 3 kez 500mg

İşte bu tür belirtisel yaklaşımların gerçek testi, ilaçlar bırakıldıktan sonra tansiyonun fırlayıp fırlamayacağıdır. Tabi ki bu yaklaşımların, hipertansiyonu belirtisel olarak kontrol altına almakta başarılı olmadığı vakaların da bulunduğunu unutmamak gerekir. Ayrıca, bazen yüksek tansiyona belirtisel olarak müdahale etmek hastaya zarar da verebilir. Çünkü hipertansiyon bir hastalık değil, başka sıkıntıların sonucunda oluşan klinik bir tablodur.

Prof. Dr. Ahmet Aydın şöyle der: “Esas sorun tansiyonu, kan şekerini, kolesterolü düşürmek değil, bunların nedenlerini ortadan kaldırmak. Hipertansiyon bir hastalık değil, HHA sisteminin uyum sağlamak üzere geliştirdiği, vücudun kendini korurken bir takım zararlara da maruz kaldığı klinik bir tablo. Yani sebep değil bir sonuç. Asıl neden, kasılarak içinde bulunan kanı vücudun organ ve dokularına gönderen atar damarların bir şekilde esnekliğini kaybederek sertleşmesi.
… Çok yüksek, 180/110mmHg’nin üzerinde olan, kalıcı, inatçı tansiyonları makul bir seviyeye (180/110mmHg’nin altına) indirmek şartı ile (*)  tabii ki ilaç kullanılabilir. Ama kronik hafif orta derece olan tansiyonlarda, tansiyon ilaçları pisliği halının altına süpürmekten başka işe yaramıyor. Çünkü bu ilaçlar altta yatan hastalığı tedavi etmiyor. Üstelik güvenli de değiller. Hipertansiyon ilaçları alan kişilerin %95’inden fazlası genellikle kendilerini kötü hissediyorlar. En hafif ilaçların bile çok sayıda yan etkisi var.
Hipertansiyon damarı sertleşmiş bir hastada kanı hayati merkezlere (beyin, böbrek vb.) gönderen bir aracı. Sebebi ortadan kaldırmadan sonucu ortadan kaldırmaya çalışan tedaviler, faydasız olduğu gibi zararlı da olabilirler. Üstelik hiçbir çift kör-plasebo kontrollü çalışmada tansiyonun düşürülmesinin koroner kalp hastalığını önlediği gösterilmemiş.
Ama şunu da belirteyim, son yıllarda görsel ve yazılı medyada karşımıza çıkan uzman ve uzman olmayan uzman beslenmecilerin dediği gibi ‘her gün iki diş sarımsak yada iki kaşık zerdeçal yiyin tansiyonunuz normale iner’ gibi söylemler çok doğru değil. Bunlar tedavinin sadece küçücük bir parçası. Tedavi bir bütün olarak görülmezse bu takviyelerin fazla bir yararı olmaz”. (1)

Prof. Dr. Ahmet Aydın başka bir yerde şöyle ifade ediyor: “Bazı tansiyon hastaları, 120/80mmHg’nin altına düşünce başları dönüyor ve kendilerini güçsüz hissediyorlar. Özellikle yaşlı kadınlarda oluyor bu durum. Çünkü sertleşen damarlar esnekliğini kazanmadan kan basıncı normale getirilirse beyine yeteri kadar kan da gidemiyor. Bu nedenle uzun zamanlardan beri orta derecede tansiyonu olan insanların tansiyonlarının ilaçlarla birdenbire normale düşürülmesi doğru değil. Çünkü diyet ve hayat tarzı değişiklikleri ile (diyet, egzersiz, yeterli su içme, güneşlenme vb) hipertansiyon rahatlıkla kontrol altına alınabiliyor.
Ancak ciddi hipertansiyonlu kişilerde klinik belirtiler çok gürültülü oluyor. Bu kişiler baş ağrısı, kalp yetersizliği, görme bozukluğu, bilinç bulanıklığı ve epilepsi ile hekimin karşısına çıkabiliyor. Habis hipertansiyon dediğimiz bu nispeten daha nadir olan durum koma, kafaiçi kanama ve hatta ölümle sonlanabiliyor. İşte bu yüksek tansiyona ilaçla müdahale edip makul bir seviyeye indirmek şart.” (2)

Tabi hipertansiyondan kastımız, hekim dahil çoğu insanların ürktüğü geçici kan basıncı çıkışları değildir. Tehlikeli ve hastalık belirtisi olan hipertansiyon doğru teşhis edilmiş kalıcı olan hipertansiyondur.

Prof. Dr. Ahmet Aydın şöyle diyor: “Kan basıcımız günden güne hatta aynı gün içinde büyük oynamalar gösteriyor. Sistolik tansiyonda günlük  30-80 mm  diastolik tansiyonda günlük 10-80 mmHg’lik oynamalar olabiliyor. Egzersiz ve streste kan basıncı artıyor, dinlenirken ve uyurken düşüyor. 
Ağır egzersiz sırasında kaslara kalp tarafından pompalanan kan 4-6 kat artıyor. Bu sırada 110-120mmHg olan kan basıncı, 180mmHg’ya kadar yükselebiliyor. Hatta halterciler halteri kaldırırken kan basıncı 250-300mmHg’ye kadar yükselebiliyor.  Ama bu kadar yüksek bir tansiyon bile damarlarınızı patlatamıyor. Yeter ki damarlarınız sağlam ve esnek olsun.
Tansiyon ölçümü sırasında hasta konuşursa ve ayakta ise tansiyonu yükselebiliyor. Önemli bir hipertansiyon nedeni de kola sarılan manşonun (kolluk) genişliği.  Bu genişlik kol çevresinin %40 kadarı olmalı. Aksi halde, yani daha küçük ise şişmanlarda yalancı yükseklikler saptanabiliyor.
Muayeneye gelen dört hastadan en az birinde normal olmasına rağmen o sırada stres yüzünden kan basıcı yükselebiliyor. Buna beyaz önlük hipertansiyonu deniyor. Bu noktaya dikkat edilmezse,  hastalar boş yere tedavi olabiliyorlar. Bu durumu önlemek için hastanın 15-20 dakika sonra tekrar tansiyonu ölçülmeli. Tehlikeli olan bu oynak tansiyon değil, kalıcı olan tansiyon.” (2)

Prof. Dr. Gülümser Heper şöyle diyor: “Yüksek Kan Basıncı teşhisi koymak başlıca hekim sorumluluğunda olmakla birlikte KB’nin geçici yükselmelerine neden olan faktörleri bilmeyen bir hekim dahi yanlış teşhis koyabilir. Örneğin, KB ölçülürken, hastanın sigara içmemiş ve yarım saat içerisinde kafeinli ürün tüketmemiş olması gereklidir. Aynı zamanda mesanesinin boş olması ve en az bir beş dakika uzanmış olması gereklidir. Bu kurallara uymadan verilen yüksek KB teşhisi hem gereksiz ilaçların yan etkisiyle kişileri, maliyeli ile toplumsal ekonomiyi zarara sokacaktır.” (3)

Fonksiyonel Tıp uzmanları ise, hipertansiyonu ilk önce hastalık olarak ele almazlar ve bu klinik tablonun altta yatan nedenlerini hasta bazında kişiye özel olarak araştırıp altta yatan kök nedenleri kalıcı olarak çözmeye çalışırlar. İşte Fonksiyonel Tıbbın hipertansiyonun tedavisine yaklaşımını özetleyen tablo:

Hasta Bazlı Kişisel Yaklaşım
Fonksiyonel Tıp (Gerçek Modern Tıp)
Fonksiyonel teşhisler ile, hastaya özel olarak hipertansiyonunun altında yatan nedenler araştırılır. Araştırılan nedenler başlıca şöyledir:
1-Böbrek yetmezliği
2-Karaciğer/safra stazı
3-Ağır Metal Zehirlenmesi (özellikle kadmiyum) (**)
4-Böbreküstü bezi fonksiyon bozukluğu
a-      Hiper veya Hipo
5-Dolaşım Anormallikleri
a-      Arterioskleroz
b-      Ateroskleroz
6-Mineral Dengesizlikler
a-      Sodyum/Potasyum
b-      Kalsiyum/Fosfor/Magnezyum
7-Şeker İşleme Dengesizlikleri
a-      Hiperinsülinizm
b-      Diyabet
c-      Reaktif hipoglisemi
8-Alerjiler ve Gıda İntoleransları
9-Tiroid Disfonksiyonu
10-Servikal Subluksasyon (özellikle atlas)
11-Sternokleidomastoid Kası Stazı
12-Aşırı Geçirgen (Aşırı Sızdıran) Bağırsaklar

İşte, tedaviye bu yaklaşım ile bakılırsa, örneğin; hipertansiyonun nedeni kişiye özel olarak kadmiyum zehirlenmesi olarak belirlenir ve kadmiyum vücuttan doğal ve yan etkisiz şekilde atılırsa, işte o zaman hem hipertansiyon tablosu düzelir hem de kadmiyum zehirlenmesinin yol açtığı diğer rahatsızlıklar da çözüldüğü için hasta kendini çok daha iyi hisseder ve hayatı boyunca uzun süre kullanması gereken tansiyon düşürücü ilaçlardan ve vücuda vermiş olduğu ciddi zararlardan kurtulmuş olur.

Aslında hipertansiyonun altında yatan nedenler tedavi edilmez ise ve hipertansiyon sadece belirtisel olarak baskılanırsa işte asıl risk o zamandır. Tıpkı, bir mutfağın veya bir evin veya bir arabanın veya bir fabrikanın (bir sorun algılayıp çalmaya başlayan) alarmını kapatıp, bu alarmın nedenini araştırmayıp düzeltmemek gibi. İşte hipertansiyon da her insanda farklı uyaranlar nedeni ile çalan çok ciddi bir alarmdır. Siz alarmı kapatıp nedenini araştırıp çözmez iseniz, bu alarmın ve uyarının altta yatan nedenleri hem çözülmez hem de zamanla artar.
Örneğin hipertansiyonun nedeni damar sertleşmesi veya tıkanıklığı olduğu bir durumda bu neden/ler tedavi edilmez ise, damar sertleşmesi ve tıkanıklığı zamanla artacaktır ve hasta daha büyük riskler altına girecektir. Çünkü farmakolojik ve birçok bitkisel hipetansiyonu dengeleme ilaçları damar sertleşmesini veya tıkanıklığını tedavi etmez.

hipertansiyonvedamartikanik

Prof. Dr. Ahmet Aydın şöyle diyor: “Tekrar ediyorum hipertansiyon neden değil bir sonuç. Nedeni ortadan kaldırmak gerekiyor, sonucu değil. Hipertansiyon, tansiyon düşürücü ilaçlarla tedavi edilemez. Sadece ötelenir, oyalanır. Yani pislik halının altına süpürülür. Pislik devam ettikçe halının altında yer kalmıyor. Sonucu ortadan kaldırmak, yani tansiyonu düşürmek sorunu halletmiyor.
… Hipertansiyon ateş gibi bir hastalığın adı değil, daha çok bir tanımlama, bir klinik tablo. Hipertansiyonun da ateş gibi birçok sebebi var. Ve bu nedenle de her sebebin tedavisi farklı. Örneğin bir kişinin ateşlenmesi lupus hastalığına da bağlı olabilir, tüberkuloza da. Lupuslu hastaya kortizol vermek faydalıdır, ama tüberkülozlu hastaya aynı ilacı vermek hastanın ölümüne yol açabilir. Yani şunu söylemek istiyorum, bir hastalığın tedavisinde başarılı olabilmek için onun belirtilerini değil nedenlerini ortadan kaldırmak gerek.  (2)

Ayrıca, hipertansiyonun altında yatan bu nedenleri tedavi ederken, bu nedenlerin de altında yatan kök nedenlere de yönelmek gerekir. Başka türlü fonksiyonel ve bütüncül bir tedavi gerçekleştirilemez.

OTOİMMÜN HASTALIKLARDAN KURTULUŞ YOLUNDAKİ İLK TEMEL ADIM .. ALS, ASTIM, BEHÇET, ALZHEIMER, ÜRTİKER, CROHN, ÜLSERATİF KOLİT, AKNE ROZASEA, GULLIAN-BARRE, SİSTEMİK LUPUS, MULTİPL SKLEROZ, MS, HASHİMOTO TROİDİTİ, ADDİSON, FİBROMİYALJİ, IGA NEFROPATİ, VİTİLİGO, OTİZM, DERMATOMİYOZİT, ANKİLOZAN SPONDİLİT, HEMOLİTİK ANEMİ, ÇÖLYAK, REAKTİF ARTİRİT, ALOPESİ AREATA, TİP1 DİYABET, EGZAMA, SEDEF MYASTHENİA GRAVİS, GRAVES, ROMATOİD ARTİRİT, FONKSİYONEL TIP, CEMİL SÜLEMİ, ULTRA TEDAVİLER, HACAMAT, TIBBİ HACAMAT, TIBBİ HİCAMET, SÜLÜK, HİCAMET, APİTERAPİ, FİTOTERAPİ, SÜLÜK, HİRUDOTERAPİ, AROMATERAPİ, TIBBİ BESLENME, TIBBİ PERHİZ, RUKYE, YAĞLI KUPA, RENK TERAPİSİ, PSİKOTERAPİ, ŞİFA, DUA, NEBEVİ TIP, AĞIR METAL, DOĞAL ŞELASYON, ALTERNATİF TIP, DOĞAL TEDAVİLER, GDO, ŞEKER, ORGANİK, EKOLOJİK, SAFRA, YUNAN TIBBI, İSLAM TIBBI, ALGOLOJİ, FONKSİYONEL ALGOLOJİ, KRONİK AĞRILAR, KRONİK HASTALIKLAR, BUZDAĞININ ALTI, HASTALIK NEDENLERİ, MİKROBİYATA, FAYDALI BAKTERİLER, MİGREN, ROMATİZMA, BAŞ AĞRILARIRESMİ BÜYÜLTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ

Bazen bir hastada, hipertansiyonun tüm nedenleri  veya birçoğu bulunabilir ve çözüm için bu nedenlerin hepsine, gerekli tüm tedaviler ile, bütüncül ve fonksiyonel bir bakış açısı ile yönelmek gerekir.

Ve unutulmamalıdır ki, birçok tedavisi imkansız ve efsane sanılan hastalıkları bazen sadece perhiz ve beslenme ile bile tedavi etmek imkanlıdır. Hipertansiyonun en büyük nedenlerinden biri olan damar sertleşmesini ele alırsak, modern alopatik tıbba göre bunun tedavi edilme olasılığı yoktur. Ancak bu efsaneyi çürüten Türkiye’nin Cesur Yüreği Prof. Dr. Ahmet Aydın şöyle der : “Damar bir kez sertleştikten sonra bir daha ameliyatsız düzelmez efsanesi var ya. Kliniğimizde yapılan bir çalışmada şişman çocukların damar kalınlıkları ve esneklikleri ölçüldü. Sonra bir bölümüne düşük yağlı, bir bölümüne düşük karbonhidratlı diyet uygulandı. Yağı azaltılan grupta hiçbir iyileşme görülmezken, şekeri kısıtlanan grupta damarda belirgin incelme, esneklikte bariz artma saptandı. Bu deneyler çok zor değildir. Bazı basit kan testleriyle de beslenme biçiminin bedene etkileri izlenebiliyor.” (4)

Son olarak, Fonksiyonel tıp uzmanları, hipertansiyonun altta yatan tüm nedenlerini gerekli tüm tedaviler ile çözmeye çalışırken, tedavide fonksiyonel bakışı unutmamaları gerekir. Öyle ki, tedavilerin de fonksiyonel olma gerekliliği, başta alopatik tıp menşeli fonksiyonel tıp uzmanları olmak üzere bazı fonksiyonel tıp uzmanları tarafından gözardı edilen bir konudur.

OTOİMMÜN HASTALIKLARDAN KURTULUŞ YOLUNDAKİ İLK TEMEL ADIM .. ALS, ASTIM, BEHÇET, ALZHEIMER, ÜRTİKER, CROHN, ÜLSERATİF KOLİT, AKNE ROZASEA, GULLIAN-BARRE, SİSTEMİK LUPUS, MULTİPL SKLEROZ, MS, HASHİMOTO TROİDİTİ, ADDİSON, FİBROMİYALJİ, IGA NEFROPATİ, VİTİLİGO, OTİZM, DERMATOMİYOZİT, ANKİLOZAN SPONDİLİT, HEMOLİTİK ANEMİ, ÇÖLYAK, REAKTİF ARTİRİT, ALOPESİ AREATA, TİP1 DİYABET, EGZAMA, SEDEF MYASTHENİA GRAVİS, GRAVES, ROMATOİD ARTİRİT, FONKSİYONEL TIP, CEMİL SÜLEMİ, ULTRA TEDAVİLER, HACAMAT, TIBBİ HACAMAT, TIBBİ HİCAMET, SÜLÜK, HİCAMET, APİTERAPİ, FİTOTERAPİ, SÜLÜK, HİRUDOTERAPİ, AROMATERAPİ, TIBBİ BESLENME, TIBBİ PERHİZ, RUKYE, YAĞLI KUPA, RENK TERAPİSİ, PSİKOTERAPİ, ŞİFA, DUA, NEBEVİ TIP, AĞIR METAL, DOĞAL ŞELASYON, ALTERNATİF TIP, DOĞAL TEDAVİLER, GDO, ŞEKER, ORGANİK, EKOLOJİK, SAFRA, YUNAN TIBBI, İSLAM TIBBI, ALGOLOJİ, FONKSİYONEL ALGOLOJİ, KRONİK AĞRILAR, KRONİK HASTALIKLAR, BUZDAĞININ ALTI, HASTALIK NEDENLERİ, MİKROBİYATA, FAYDALI BAKTERİLER, MİGREN, ROMATİZMA, BAŞ AĞRILARI

Fonksiyonel tıbbın paradigmasını (bakış açısını) tedavide uygulamak için, uygulanan tedavilerin, vücudun herhangi bir fonksiyonuna (işlevine) zarar vermemesi gerekir. Çünkü fonksiyonel tıbbın hedefi, vücuda bir bütün olarak bakıp, sadece bir fonksiyonu değil tüm fonksiyonları (işlevleri) dengelemektir. Eğer uygulanacak herhangi bir tedavi yöntemi, vücudun herhangi bir işlevine zarar veriyorsa, bu hem fonksiyonel tıbbın ana hedefine, hem de tedavideki bütünsel bakışa aykırı düşer. Tedavide, elbette, aşamalı strateji olabilir. Ancak, tedavideki hiçbir aşamanın, vücudun bir fonksiyonunu restore etmek uğruna olsa bile, vücudun herhangi başka bir fonksiyonuna (işlevine) zarar vermemesi gerekir.

img_fonksiyoneltip_zararver

Prof. Dr. Ahmet Aydın şöyle der : “Aslında tıp bilim değil, sanattır. Ama sanatını bilimsel yöntemler ile birleştirmelidir.” (5)

Maddi Sağlığınız ve Manevi Esenliğiniz Daim Olsun.

Cemil A. Sülemi
Bio-Dostu İntegratif Tıp & USR Metodu & ESR Terapisi Mucidi & Eğitmeni | Fonksiyonel Tıp Hekimi | Danışman | Yazar
e-posta: eniyitedavi@gmail.com

Dipnot:
(*) 180/110mmHg’nin üzerinde olan, kalıcı, inatçı tansiyonları ve hatta daha yüksek tansiyonları bile birçok regülasyon terapileri ve doğal tedaviler ile dengelemek mümkündür. Hekim, ilk önce zarar verme ilkesi unutmayarak sadece ve sadece bu yöntemleri bilmiyorsa ya da bu yöntemler ile hipertansiyonu düşürmekte başarısız olursa son çare olarak farmakolojik ilacı tavsiye etmelidir.
(**) Kadmiyum zehirlenmesinin hipertansiyona neden olduğu ile ilgili bazı bilimsel çalışmalar şöyledir:
1-Toxicol Lett. 2005 May 16;157(1):57-68.
Cadmium-induced nephropathy in the development of high blood pressure.
Satarug S1, Nishijo M, Ujjin P, Vanavanitkun Y, Moore MR.
2-Med Pr. 2010;61(1):5-14.
Relationship between chronic exposure to lead, cadmium and manganese, blood pressure values and incidence of arterial hypertension.
3-Asia Pac J Public Health. 2004;16(2):133-7.
Non-occupational lead and cadmium exposure and blood pressure in Thai men.
Sirivarasai J1, Kaojarern S, Wananukul W, Deechakwan W, Srisomerarn P.
4-Pol Arch Med Wewn. 2004 Feb;111(2):243-9.
Cadmium toxicity. Cadmium and hypertension.
Martynowicz H1, Skoczyńska A.

Kaynaklar:
(1) Tıp Bu Değil, İlknur Arslanoğlu, 1.cilt, sayfa 36-37, ithaki, 5. Baskı, 2012.
(2) Beslenme bülteni sitesi, hipertansiyon dosyası.
(3) Tıp Bu Değil, İlknur Arslanoğlu, 1.cilt, sayfa 106, ithaki, 5. Baskı, 2012.
(4) Tıp Bu Değil, İlknur Arslanoğlu, 1.cilt, sayfa 52, ithaki, 5. Baskı, 2012.
(5) Tıp Bu Değil, İlknur Arslanoğlu, 1.cilt, sayfa 48, ithaki, 5. Baskı, 2012.
(6) Functional Diagnostic Medicine-The Next Paradigm Shift in Healthcare By Ron Grisanti, D.C., D.A.B.C.O., M.S.

FONKSİYONEL TIP İLE İLGİLİ DİĞER MAKALELER:

OTOİMMÜN HASTALIKLARDAN KURTULUŞ YOLUNDAKİ İLK TEMEL ADIM .. ALS, ASTIM, BEHÇET, ALZHEIMER, ÜRTİKER, CROHN, ÜLSERATİF KOLİT, AKNE ROZASEA, GULLIAN-BARRE, SİSTEMİK LUPUS, MULTİPL SKLEROZ, MS, HASHİMOTO TROİDİTİ, ADDİSON, FİBROMİYALJİ, IGA NEFROPATİ, VİTİLİGO, OTİZM, DERMATOMİYOZİT, ANKİLOZAN SPONDİLİT, HEMOLİTİK ANEMİ, ÇÖLYAK, REAKTİF ARTİRİT, ALOPESİ AREATA, TİP1 DİYABET, EGZAMA, SEDEF MYASTHENİA GRAVİS, GRAVES, ROMATOİD ARTİRİT, FONKSİYONEL TIP, CEMİL SÜLEMİ, ULTRA TEDAVİLER, HACAMAT, TIBBİ HACAMAT, TIBBİ HİCAMET, SÜLÜK, HİCAMET, APİTERAPİ, FİTOTERAPİ, SÜLÜK, HİRUDOTERAPİ, AROMATERAPİ, TIBBİ BESLENME, TIBBİ PERHİZ, RUKYE, YAĞLI KUPA, RENK TERAPİSİ, PSİKOTERAPİ, ŞİFA, DUA, NEBEVİ TIP, AĞIR METAL, DOĞAL ŞELASYON, ALTERNATİF TIP, DOĞAL TEDAVİLER, GDO, ŞEKER, ORGANİK, EKOLOJİK, SAFRA, YUNAN TIBBI, İSLAM TIBBI, ALGOLOJİ, FONKSİYONEL ALGOLOJİ, KRONİK AĞRILAR, KRONİK HASTALIKLAR, BUZDAĞININ ALTI, HASTALIK NEDENLERİ, MİKROBİYATA, FAYDALI BAKTERİLER, MİGREN, ROMATİZMA, BAŞ AĞRILARI

OTOİMMÜN HASTALIKLARDAN KURTULUŞ YOLUNDAKİ İLK TEMEL ADIM .. ALS, ASTIM, BEHÇET, ALZHEIMER, ÜRTİKER, CROHN, ÜLSERATİF KOLİT, AKNE ROZASEA, GULLIAN-BARRE, SİSTEMİK LUPUS, MULTİPL SKLEROZ, MS, HASHİMOTO TROİDİTİ, ADDİSON, FİBROMİYALJİ, IGA NEFROPATİ, VİTİLİGO, OTİZM, DERMATOMİYOZİT, ANKİLOZAN SPONDİLİT, HEMOLİTİK ANEMİ, ÇÖLYAK, REAKTİF ARTİRİT, ALOPESİ AREATA, TİP1 DİYABET, EGZAMA, SEDEF MYASTHENİA GRAVİS, GRAVES, ROMATOİD ARTİRİT, FONKSİYONEL TIP, CEMİL SÜLEMİ, ULTRA TEDAVİLER, HACAMAT, TIBBİ HACAMAT, TIBBİ HİCAMET, SÜLÜK, HİCAMET, APİTERAPİ, FİTOTERAPİ, SÜLÜK, HİRUDOTERAPİ, AROMATERAPİ, TIBBİ BESLENME, TIBBİ PERHİZ, RUKYE, YAĞLI KUPA, RENK TERAPİSİ, PSİKOTERAPİ, ŞİFA, DUA, NEBEVİ TIP, AĞIR METAL, DOĞAL ŞELASYON, ALTERNATİF TIP, DOĞAL TEDAVİLER, GDO, ŞEKER, ORGANİK, EKOLOJİK, SAFRA, YUNAN TIBBI, İSLAM TIBBI, ALGOLOJİ, FONKSİYONEL ALGOLOJİ, KRONİK AĞRILAR, KRONİK HASTALIKLAR, BUZDAĞININ ALTI, HASTALIK NEDENLERİ, MİKROBİYATA, FAYDALI BAKTERİLER, MİGREN, ROMATİZMA, BAŞ AĞRILARI

h_big_hbuzdagi

h_big_hastaliklara_isim_4

h_magnezyum_yetmezligine-fonksiyonel-bakis1

h_big_gercek_butik_tip

Reklamlar