DOĞRU HEKİMİ BULMANIN SIRLARI

Temiz, katkısız ve genetiği değiştirilmemiş gıdaların bile bulunması zor hale geldiği zamanımızda, sağlığımızı emanet edeceğimiz doğru rehberi, yani, basiretli ve hikmet sahibi bir hekimi bulmamız pek zor hale gelmiştir.

Özellikle kronik hastalığı ve kronik ağrısı olanlar, modern tıbbın şarlatanları ile alternatif tıbbın da şaklabanları arasında kafaları karışmış halde ve hangi tıp sistemine ve hangi hekime danışacakları ve güvenecekleri konusunda şaşkın hale dönmüş bir şekilde, denize düşen yılana sarılır hesabı her umut ve her ışık peşinde koşmaktadırlar.

İnsanların hayatları boyunca çözümünü aradığı, belki de bu uğurda gezmedikleri ülke, çalmadıkları kapı kalmadığı hastalıklarının veya ağrılarının çözümüne rehber olacak kişi yan komşuları bile olabilir ama bir türlü o kişiye ulaşamayadabilirler.

Eğitim, tercrübe, referanslar, şan, şöhret vb. faktörler her zaman doğru kişiye iletmeyebilir.

İşte, o yüzden, burada, bize, çözüme ulaşmamızda yardımcı olacak doğru rehberi bulmanın 2 anahtarını ve 3 sırrını paylaşmak istiyorum.

1. ANAHTAR: ÖNYARGISIZ ARAŞTIRMAK

Herhangi bir tedavi yöntemini veya herhangi bir tıp sistemini bilgisizce yargılamak, sizi doğru hekimden ve doğru tedavilerden alıkoyabilir. Ne modern tıbbın şarlatanları modern tıbbı komple yanlış kılar, ne de alternatif tıbbının şaklabanları, doğal yöntemleri koca karı tıbbı yapar.

2. ANAHTAR: HEKİMDEN ALINAN POZİTİF ENERJİ

Hekime güvenmek tedavinin çok önemli bir parçasıdır. O yüzden hekimden alacağınız enerji çok önemlidir. İstediği kadar, eğitimli, tecrübeli, tonlarca referansı olan biri olsa bile, içinizin ısınmadığı, yüzünden de pozitif enerji almadığınız bir hekim ile kesinlikle tedavi olmaya bile başlamayınız.

 Ancak, günümüzde, bilgi kirliliği o kadar çoktur ve insanların genleri o kadar çok değişmiştir ki, artık bilginin doğruluğunu ve hekimden aldığımız pozitif enerjinin ne kadar gerçekçi olduğunu da anlamak o kadar zorlaşmıştır.

İşte, bu iki anahtarın orijinaline muvaffak olmak için, mutlaka, Allah’ın bize yardım etmesine ihtiyacımız vardır. Zira, biz istediğimiz kadar önyargısız araştırıp duralım ve istediğimiz kadar pozitif enerji aldığımızı zannedelim, Allah istemediği takdirde doğru bilgiyi ve doğru enerjiyi bize nasib etmez. Allah, dilerse de, bazen insan çok araştırmadığı halde bile, şifâ insanın ayağına kadar bile gelebilir. İyi olacak hastanın doktor ayağına gelir sözü boşuna denmemiştir.

O yüzden Allah’ın bize yardım etmesini sağlayan sırları bilmemiz gerekir. Hayatınız boyunca kulağınıza küpe edip unutmamanız gereken, sizi darlıktan kurtarmaya ve feraha erişmeye yardımcı olacak üç önemli sır şudur:

 BİRİNCİ SIR: DUÂ

Duânın gücünü yaşayan bilir. Peygamler’in dar vakitlerinde ilk başvurdukları sırlardan biridir duâ. Allah, bize Kur’an-ı Kerimde duâ ile kurtulan ve feraha eren kişiler hakkında birçok örnek vermiştir.

Çeşitli çilelerden muzdarip olan Peygamber Eyyub hakkında Allah şöyle buyurmuştur:

“Eyyub’u da (an). Hani Rabbine: “Başıma bu dert geldi. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye yakarışta bulunmuştu. Biz de onun duasını kabul ettik, üzerindeki derdi kaldırdık ve tarafımızdan bir rahmet, ibadet edenler için de bir ibret olarak ona ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha verdik.” (Enbiyâ Suresi: 83-84. ayetler)

Balinanın içinde hapis kalan Peygamber Yunus hakkında Allah şöyle buyurmuştur:

“Balık sahibini (Yunus) de (an). Hani o öfkeli olarak gitmiş ve bizim kendisini darlığa sokmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıkların içinde: “Senden başka ilah yoktur. Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim. Sen yücelerin en yücesisin. Ben (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye yakarışta bulunmuştu. Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz, iman edenleri böyle kurtarırız.” (Enbiyâ Suresi: 87-88. ayetler)

Ve daha nice nice ibretlik örnekler içeren ayetler ve sahih hadisler vardır.

İKİNCİ SIR: İSTİHÂRE

Müslümanın, bir şeyi yapmaya niyetlendiği zaman, Allah’ın, sonsuz ilmi ve kudreti ile, ona hayırlı olanı seçmesine yardımcı olması için yaptığı bir dini ritüeldir. İki rekat sünnet namaza müteakip sahih hadislerde geçen meşhur istihâre duası yapılır.

ÜÇÜNCÜ SIR: TAKVÂ

Takvâ, Allah’ın emirlerini yerini getirmek  ve O’na karşı gelmekten sakınmak  demektir. Takvânın faydaları hakkında Allah şöyle buyuruyor:

“Kim Allah’a karşı gelmekten sakınıp onun emirlerini yerine getirirse, (Allah) ona bir çıkış yolu kılar; Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse (Allah) ona yeter.” (Talak Suresi, Ayet 2-3)

“Kim Allah’a karşı gelmekten sakınıp onun emirlerini yerine getirirse, (Allah) ona işinde bir kolaylık gösterir.” (Talak Suresi, 4. Ayet)

Takvâ aksi hareket edenler hakkında da Allah şöyle buyuruyor: “Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayınız!” (Haşr Suresi: 19. Ayet)

Son olarak, Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’in şu inci sözlerini de akıldan hiç çıkarmamak gerekir:

“Allah’ı gözet ki, O da seni gözetsin. Allah’ı gözet ki O’nu yanında bulasın. Bir şey istediğinde Allah’tan iste. Yardım talebinde bulunduğunda Allah’tan yardım iste. Şunu bil ki, bütün ümmet sana fayda vermek üzere birleşseler, ancak Allah’ın sana takdir ettiği kadar fayda verebilirler ve eğer bütün ümmet sana zarar vermek için birleşseler ancak sana Allah’ın takdir ettiği kadar zarar verebilirler.” (Tirmizi-Sahih Hadis)

Hayırlı şifâlar dileğimle …

Cemil A. Sülemi
Bio-Dostu İntegratif Tıp Uzmanı
Hekim | Danışman | Araştırmacı | Yazar

 

Reklamlar